2007

Üç din, bu vizörde buluştu

By Mehmet Demİrcİ

ABD’de üc dinin yaşandığı bir evde büyüyen Marissa Soroudi, Doğu ile Batı arasında süregelen çatışmayı gözlemleyen bir projenin içinde. Doğu’da özellikle türbanlı, peçeli kadınları fotoğraflayan Soroudi, New York’ta sergi açtı.

İranlı Müslüman bir baba ile Amerikalı Yahudi bir annenin kızı olan Marissa Soroudi, üc dinin her daim canlı olarak yaşandığı bir evde büyümüş. Müslüman olan babasından etkilendiği kadar, Yahudi olan annesi, bir o kadar da Hıristiyan olan dadısı dünyaya bakışını önemli oÅNlcüde etkilemiş onun. Doğu ile Batı arasında var olduğu iddia edilen çatışmayı çözmek için başlattığı proje, genç araştırmacıyı sürekli farklı diyarlara goÅNtürmüş. 2003 yılında kitap olmak üzere başladığı çalışması ilk olarak fotoğraf sergisiyle karşımıza çıkmıştı. 17 Ocak’ta New York National Arts Club’da açılan “Unspoken” sergisi öncesinde projesi ve seyahat tecrübelerini Zaman’a anlatan Marissa Soroudi, farklı düşünceleriyle dikkat çekiyor. Müslüman kadınları anlatmak için yola çıktığını belirten araştırmacı, Türkiye’nin de içinde olduğu 10’un üzerinde ülke gezmiş. 5 ay boyunca gittiği her ülkede binlerce kare çeken fotoğrafçı, bugünlerde kitap çalışmasına devam ediyor.

Dünyanın iki kutbu olarak kabul edilen Doğu ile Batı arasında iletişim kopukluğu olduğunu düşünen Marissa Soroudi, Müslüman kadınları yakından tanımak için gayret göstermiş. Amerikalı fotoğrafçı, “Bu coğrafyada başortüsü bir gericilik sembolü olarak düşünülüyor. Doğu’daki kadınların ‘hiçbir şeye ses çıkarmayan’ bir tavrı varmış gibi anlatılıyor. Batı dünyasında bu konuda ırkçı bir kabulleniş var. Ortadoğu’da yaşayan kadınlar hem Batı’daki bu anlayışla mücadele ediyor hem de kendi kültürleri içindeki yanlış anlamalarla. Halbuki birbirini tanımayan iki taraf var.” diyor. Araştırmacı, her iki toplumda da kadınların ne söylediğine değil nasıl goründüklerine bakıldığını vurguluyor. Çalışmalarında kadına yönelik yapılan baskıyı sorguladığını da belirtiyor. Projesi kapsamında özellikle peçeli, başortülü, burkalı kadınların fotoğraflarını çekip onlarla diyaloğa girmiş. Marissa Soroudi, “Kadınların sesini duymaya çalıştım. Başortüsü öyle bir kavram ki, bazen takan kişiyi zeki, şaşırtıcı hale getirebiliyor, bazen de daraltabiliyor. Çevrenin yüklediği anlam çok önemli. Fotoğrafını çektiğim her kadın fikirleriyle çevresine ışık saçan, bilge, dürüst insanlardı. Tevazu içinde giyinen ve erdemli insanlardı. New York, Los Angeles’taki emsalleri kadar cesur, gozü açık, açık sozlü insanlardı.” şeklinde konuşuyor.

Seyahatleri sırasında hiçbir kotü olay yaşamadığını belirten fotoğrafçı, çevresindeki insanların bu duruma şaşırdığını gözlemlemiş. Her konuşmasında gezdiği coğrafyanın korkutucu hiçbir tarafı olmadığını belirtiyormuş. Genç araştırmacı, “İnsanlar yaptığım seyahatleri duyunca şaşırıyor. Halbuki temkinli ve seviyeli olduğunuz sürece güvendesiniz. Aslında Batı toplumu biraz korkak. Doğu’da sürekli size hissettirilen dostane bir yaklaşım var. Umman’da tek başıma yolculuk yapıyordum. Yol üzerinde mola verdik. Palmiye ağacının altında kücük bir kız çocuğunun fotoğraflarını çektim. Kücük kız evine gitti, ben de peşinden… Kapıyı tıklattım. Kucağında üc aylık bebekle evin annesi kapıyı açtı. İçeriye davet edildim. Hemen evin beş kız çocuğu etrafımı sardı. Baba, bahçedeki ağaçtan meyve topladı; ikram etti. Babaanne, tatlı tebessümüyle baktı. Halbuki ben Arapça bilmiyordum, onlar da İngilizce konuşamıyordu. Konuşmadan anlaştık. İşte Doğu’nun dostane dediğim tarafı budur.” diyor.

Projenin Türkiye ayağında fotoğraf çekmekten çok gözlem yapmış. Türkiye’nin herkes tarafından çok konuşulan bir ülke olduğunu anlatıyor. Doğu ile Batı’yı bir arada görmek için Türkiye’yi projesine dahil etmiş. İstanbul seyahatini projesindeki önemli noktalardan biri olarak kabul ediyor. Doğu-Batı arasında keskin bir çatışma beklerken böyle bir şeyin bulunmadığını ve şehrin Avrupalı olduğunu, insanların da bunun farkında olduğunu anlatıyor Amerikalı fotoğrafçı. Marissa Soroudi, gezdiği ülkeler içinde Lübnan’a tekrar gitmeyi istiyor. Fotoğraflarını Beyrut’ta sergilemeyi düşünüyor. Buna sebep olarak da, Beyrut’ta tanıştığı kız arkadaşlarını gösteriyor. Soroudi, “Çok güzel dostluklar edindim. Lübnan’daki kız arkadaşlarım sergiyi görmeyi çok istedi. Tekrar gitmeyi istiyorum. Sergi açmasam bile onlara özel bir gösteri sunacağım.” diyor. Marissa Soroudi’nin fotoğraf sergisi, New York’un en prestijli galerilerinden biri olan The National Arts Club’da açıldı. Sergi 29 Ocak’a kadar açık kalacak.